Beşikten Musalla Taşına



Beşiktaş'lı olmam beni tanımaya başlayan birisinin hakkımda ilk öğrendiği şeylerden biri olmuştur her zaman. Beşiktaşlılık bir nevi üst kimlik benim için, son ayların moda deyimiyle. Aileden böyle yetiştim ben, babam sağolsun. Gittiğim ilk maçı hatırlamıyorum bile. Babam anlatır. Hatırladığım ilk maç 15 Ekim 1989 etiketli. Adanademirspor desem futbolla ilgilenenler hatırlıcak zaten. Bilmeyenler için kısa bir hatırlatma yapalım. Beşiktaş'ın 10 - 0 kazandığı, futbol tarihine geçen bir maç. İlk buluşmamızı unutmamam için fazla çalışmış anlaşılan kartalım.

O günden itibaren her gün büyüyen bir sevgi var içimde. Öyle bir sevgi ki, anlatmak çok zor. Futbola ilginiz ve hatta bir kulübe gönül bağınız yoksa anlamak daha da zor. Öyle bir sevgi ki bu size getiriden çok götürüsü olur. Pazartesi haftaya nasıl başlayacağınıza o karar verir mesela; mutlu veya mutsuz, asabi veyahut keyifli. Hafta sonlarını iple çektirir. Maç günü maç saatini beklemek, buluşacağınız yere sevgilinizden önce gidip onu beklemekle eşdeğerdir. Onunla buluşacak olmanın verdiği heyecan, ya görüşemezsek diye hissettiğiniz endişe ve onu gördüğünüz an bedeninize sığmayan çoşku.

89-92 arası kazanılan ard arda 3 şampiyonlukdan ve elimizden paralarla alınan 4. şampiyonluktan sonra ilk şampiyonluğumuz 95-96 sezonunda gelmişti. O sezondan itibaren çok bekletti bizi kartalım. 100. yılımızda 2003'de geldi ondan sonraki ilk ve ne yazıkki son şampiyonluğumuz. Ergenliğimi ve gençliğimi kapsayan son 12 seneye sadece iki şampiyonluk sığdırabilmişti kartalım. Ama dedim ya o günden beri her gün büyüyen bir sevgi var içimde, bir türlü gelmeyen başarılara inat günden güne eksilmeyen aksine daha da artan bir sevgi bu. Sevdiğiniz halde size yüz vermeyen aşık gibi yapmıştı bizi kartalım. Daha çok tutuluyoduk ona günbegün. Sevinmek için sevmemiştik ne de olsa...

Bu sevgiyi hala anlamayanlar bir de şu pencereden baksınlar. Kendimi bildim bileli ailemle beraber her dönemimi yaşayan yegane varlık Beşiktaş. Düşünün.. İlkokulda, ortaokulda, lisede yaşadığınız onca anı ve insanı düşünün. Neredeler şimdi? Kaçı yanınızda? Ya tüm bu tecrübelerle gidilen üniversite? Mezuniyet gününüzü hatırlıyomusunuz? Ne demiştiniz arkdaşanıza? "Bu sefer ayıramayacak hayat bizi. Hem artık büyüdük. Sınıf veya okul arkadaşlığı değil bu. Hayatı paylaştık seninle, öyle kolay kolay kopmayız." Nerde şimdi o arkadaşlar. Bir elin parmaklarını geçmiyorlar değil mi -o da aynı şehirden arkadaş bulacak kadar şanslıysanız-. Peki ya bundan sonrası? Büyük ihtimalle ailenizde yalnız bırakıcak sizi ilerde. Yani standart bir hayat yaşarsanız hayatınız boyunca yanınızda olacak yegane varlık, siz birakmazsanız tabi. Bu yüzden Beşiktaşlılık bana babamdan kalan miras değil, oğluma olan borcumdur, onu hayatı boyunca bırakmayacak...

Kara bir yaz daha bitti ve şükür Allah'a bir kez daha kavuştuk kartalımıza. Her sezon gibi bu sezonda ümitilyiz. Son yıllardaki en zayıf tarafımız olan defansataki sorunlarınıda halletmiş bir takımla geliyoruz. Orta sahasını güçlendirmiş, forvet hattına kaptanlık pazubandlarıyla beraber sorumluluk ve yüksek motivasyon vermiş bir takımla geliyoruz. Zapoyla, Sivokla, Toramanla, Telloyla, Holoskoyla, Boboyla, Delgadoyla ve büyük takım tecrübesini kazanan Ertuğrul Sağlam'la geliyoruzz.. Sıkı durun.. SAĞLAM GELİYORUZ...

0 bıdı bıdı:

top